Cüneyt Özdemir ile Ekrem İmamoğlu’ndan online yayın

tarafından
11
Cüneyt Özdemir ile Ekrem İmamoğlu’ndan online yayın

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, gündüz saatlerinde kendi sosyal medya hesapları üzerinden canlı yayın yaparak, koronavirüs salgını nedeniyle aldıkları önlemleri, bundan sonra yapılması gerekenleri anlattı ve konuyla ilgili tavsiyelerini Sağlık Bakanlığı’na ilettiğini kamuoyu ile paylaştı. Akşam da gazeteci Cüneyt Özdemir’in Youtube kanalında canlı yayına çıkan İmamoğlu, Sağlık Bakanlığı’na yaptığı tavsiyeleri Twitter üzerinden eleştiren Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu’ya, “Ya bugün siyasetin zamanı mı Allah aşkına” sözleriyle tepki gösterdi. İmamoğlu, tepkisini, “Bu kadar acı bir durumda bizim birleşmemiz, buluşmamız lazım. Üst seviyede çaba gösteriyoruz, öneride bulunuyoruz; bir belediye başkanı böyle bir mesaj atarak, sözüm ona bir fırsatı bulmuş, siyaset yapıyor” sözleriyle dile getirdi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Los Angeles’ta yaşayan gazeteci Cüneyt Özdemir’in Youtube üzerinden canlı yaptığı programa, Beylikdüzü’ndeki evinden katıldı. İmamoğlu, Özdemir’in dünyayı kasıp kavuran koronavirüs salgınıyla ilgili sorularını yanıtladı. Programın en ilginç anlarından biri, Özdemir’in “İBB ile devletin diğer kurumları arasında küslük mü var? Tam aksine sizin 24 saat görüşmeniz, koordine etmeniz gerekmiyor mu” sorusu sırasında yaşandı. “Ben, iletişim için elimden geleni yapan birisiyim” diyen İmamoğlu, bu soruyu şu şekilde yanıtladı:

“ÜST SEVİYEDE DİYALOG KURMA ÇABASINDAYIM”

“Bugün, İstanbul’a dair sorumluluğumuzla uyarıda bulunuyoruz. Los Angeles’daki psikolojiyle konuşmak olmaz. Çünkü biliyorsunuz ki, ABD’deki yönetim sisteminde, yerel yönetimlerin yetkileri ile İstanbul’un yetkileri arasında dağlar kadar fark var. Biz, süreci yönetirken, bir noktada tavsiyenin ötesine gidemiyoruz. Biz görüşmeyeceğiz de kim görüşecek. ‘İstanbul’da ne oluyor ne bitiyor kardeşim. Anlat bakayım’ diye ben Sayın Cumhurbaşkanı tarafından aranmak istemeyeceğim de kim isteyecek? Elbette bekliyorum. Elbette ki feryat ediyorum. Valimizle bir araya gelmek, her gün koordineli çalışmak… Çok detayına girmeyelim. Şu an günün ruhu bunu gerektirmiyor. Ben, en üst seviyede diyalog kurma konusunda çaba içerisindeyim. Biz, bugün bir açıklama yapıyoruz, diyoruz ki; ‘Sahra hastaneleri kurulmalı.” Bizim yaptığımız tespite göre, bunlar acil ihtiyaç. “Şu kadar kapasiteye ulaşabiliriz, İBB’ye ait 19 tane kapalı spor salonu bu sürece uygun, Yenikapı’daki kapalı alanlarımız buna uygun, hemen orada her gün 5000 kişilik yemek çıkarmaya sahip mutfağıyla beraber, burada çalışacak insanların konaklayacağı alana kadar potansiyeli hazır bir yer, Gürpınar Balık Hali’ndeki aynı sistem hazır, Maltepe’ye balon şişirme usulüyle kuracağımız çadır sistemiyle süreci hemen hazırlayabiliriz. Sağlık Bakanlığı’yla oturup, iç donanımlarını kendileri sağlarsa, 5-6 gün içerisinde buraları hazır hale gelir’ diye tavsiyede bulunuyoruz. Tavsiye derken, çağrı yapıyoruz. Çağrı yapıyorum, çünkü İstanbul’un geleceğinde bu gözüküyor. Diyorsunuz ki, ‘Bu konuda Sağlık Bakanı ne düşünüyor?’ Ben, kendilerine dün yazıyla bildirdim. Ne düşündüğünü 1 gün beklerim. Derim ki, ‘Bugün herhalde beni arar’. Aramazsa, tekrar şansımı denerim.

“KANAL İSTANBUL’DA TOPLUMSAL MUTABAKAT YOK”

Sabah saatlerinde yaptığı canlı yayında, koronavirüs salgını nedeniyle alınması gereken tedbirleri, İBB olarak yaptıkları çalışmaları ve devletin diğer kurumlarına yönelik yaptıkları tavsiye niteliğindeki önerileri dile getirdiklerini belirten İmamoğlu, gün içinde Twitter üzerinden yaşanan bir konuya da değindi:

“Biz, bugün bir tavsiyede bulunuyoruz; İstanbul’da bir belediye başkanı, “Senin ne haddine? Git Başakşehir Hastanesi’nin yolunu yap. Niye yapmadın” diye bana hesap soruyor. Adı üstünde; belediye başkanı! 39 ilçeden bir belediyenin belediye başkanı. Bu ülkenin her kurumunun birbiriyle görüşmesi, tavsiyede bulunması… Ki şöyle bir olağanüstü durumda. Bakın ben bu durumu, Kurtuluş Savaşı benzeri, hatta daha ötesinde bir seferberlik süreci olarak görüyorum. Geceleri uyku uyuyamıyoruz. Psikolojik olarak bütün Türkiye, bu süreci böyle hissediyor ve yaşıyor. El ele, kol kola olmalıyız. Her an görüşebilmeliyiz. Ne yapacaksak, hep beraber sahaya sürmeliyiz. Dünyanın birçok kavramları değişiyor. Siyasal iletişimi değişmeli, ekonomiye bakışı değişmeli, yaşamsal bütün mekanizmaları değişmeli. Bunlar konuşuluyor. Bu kadar net. O bakımdan benim arzum, benim isteğim; elbette bu kadar acı bir durumda bizim birleşmemiz, buluşmamız lazım. Üst seviyede çaba gösteriyoruz, öneride bulunuyoruz; bir belediye başkanı böyle bir mesaj atarak, sözüm ona bir fırsatı bulmuş, siyaset yapıyor. Ya bugün siyasetin zamanı mı Allah aşkına? Siyasetin zamanı değil. Allah aşkına, dün Kanal İstanbul ihalesinin zamanı mı ya? ‘10 milyar lira bu senenin bütçesinden ayırdım’ demenin zamanı mı? Siz, bu kadar kritik bir süreçte ‘100 milyar liraya yakın bir kaynağı ayırdım’ diyorsunuz… Zaten mutabakat olmayan bir proje. Toplumsal mutabakat yok. İnsanların büyük bir kısmının, yüzde 60-65’inin karşı olduğu bir proje bu. Böyle bir şeyi elbette askıya alacaksınız. Elbette süreci, toplumun vicdanına göre, önceliğine göre değerlendireceksiniz.”